Esnaf için bir şans
 
 
KOCAELI
 
Bugün :
18.02.2007
 
Pınar Ecz.
Yarın :
19.02.2007
 
Sağlık Ecz.
 
 

   
vahidekesen@derinceekspres.com
  Vahide KESEN
 
  UGUR DÜNDAR NEDEN AGLIYOR  
 
     
Televizyon ekranlarında, yılların araştırmacı gazetecisi, yazarı, sanatkarı olan Uğur DÜNDAR iki gözü iki çeşme ağlıyor. Ağlarken ne konuştuğu anlaşılmıyor. O kadar üzgün.
Yıllardır bütün kapalı kapılar ardından oynanan pislikleri hayatı pahasına ortaya çıkarmakla iştigal eden adam ağlıyor. Bence bu gözyaşları çaresizlik gözyaşları. Araştırmacı, bir yığın kötülüğü ortaya çıkaran Uğur DÜNDAR’da, artık çaresizlik gözyaşları döküyor. Biz millet olarak çocuklara karşı hassasız. Onlara yapılan haksızlıklara gözyaşı dökeriz.
Çocuk yuvalarında dayak yiyen, hakaret gören çocuklara ağlıyordu yılların araştırmacı gazetecisi. İnanıyorum ki milyonlarca insanın yüreği sızlamıştır o korkunç görüntülerde. Bu ilk değil son da olmayacak. Malatya’daki kimsesiz çocuklar yuvasında yaşanan dayak ve küfür ve hakaret olayından hiç ders almayanlar bugün İstanbul’un göbeğindeki devletin koruması altındaki kimsesiz çocuklara yine dayak atıyor, küfür ediyor, hakaret ediyor. Devlet himayesindeki kimsesiz kaç çocuk var, sayısını bilmiyorum, ama oldukça çok sayıda olduğunu biliyorum. Üst üste patlayan bu olaylara rağmen hangi cesaretle, korkmadan yine dayak ve işkence yapabiliyorlar? Kimlerden cesaret alıyorlar?
Bu sadistlerin geçmişi ve yaşamı psikolojik durumları hiç araştırılmadan bu göreve nasıl geliyorlar? Belki de bu insan denilen, canavarlarda bu kimsesizler yurdunda büyümüşlerdir. Geçmişte kendi gördükleri zulüm’ün intikamını mı alıyorlar? Yoksa bu kadınları evde kocaları sürekli dövüyor mu? Görevli erkek öğretmenler toplumda dışlanan karaktersiz insanlar mı? Onları bu kadar acımasız yapan ne? Ben bunların hepsini merak ediyorum.
Dayağı yediği halde, bakıcı anneye ‘’anne,, diye seslenen o yavruların feryadı yüreğimi parçalıyor. O çocuklara ‘’hayvanlar,, diye bağıran, küfür eden görevli adamı paramparça etmek istiyorum. İçim kanıyor.
Yıllardır hep olaylar bitmez yetiştirme yurtlarında, kızlara, oğlanlara, tecavüz edildiği gazetelere çıkar. Hayırseverlerin yaptığı yiyecek, giyecek bağışları çocuklara ulaşmaz. Onlar yine aç yatarlar, yarı çıplak gezerler.
Buralarda yaşayan çocuklarda, tinerci, kapkaççı, psikopatlar olarak yetişir. Toplumda kendi doğurduğumuz çocuklardan korkarak yaşıyoruz.
Bu ne kadar acı…
Bu yuvalarda büyüyen, bu kadar hakaret gören, dayak yiyen çocukların ruh sağlığı yerinde, kişilikli insanlar olması beklenebilir mi? Bu çocukları yaşı on sekiz olunca bu çile dolu hayatın içine terk ediyoruz. Analı babalı çocuklar, tahsilini tam anlamıyla yapamıyor. Tahsilini yapanda yapamayanda iş bulamıyor. Analı babalı çocuklar perişanda, bu çocuklar hayattan ne bekleyebilirler? İçlerinde şans eseri kendine iyi bir hayat kuran çok az genç var. Çoğu sokaklarda başıboş dolaşan, serseri, her türlü suçu işlemeye açık bir yığın genç var. Ve bu çocukların hangi alanlarda kullanıldığını, hepimiz milletçe her gün görüyoruz, öğreniyoruz.
Biz millet olarak ne çocuklarına ne de yaşlısına acımayan bir topluluğuz.
Bir futbol maçı için binlerce kişi bir araya gelebiliyor, protesto edebiliyor. Ama gerçekten milletin vicdanında yara açan toplumsal olaylarda kılımızı kıpırdatmıyoruz. Ne kadar acımasız ve vurdumduymaz olduk. Sadece kendimizi, ailemizi ve sevdiklerimizi düşünsek, yine bu çocuklara yapılan işkence için ayağa kalkmamız lazım. Çünkü bu hakaretle, dayakla, aşağılanarak büyüyen çocuklar bizimle yaşıyor ve yaşayacaklar.
Bırakın kimsesiz çocukları, kendi öz evladına bile işkence yapan, dayakla öldüren, vücudunda sigara söndüren 17 aylık yavrusuna tecavüz edilmesine göz yuman anne ve babalar ile doluyuz.
Her yazımda yazıyorum, toplumsal çılgınlığın, travmanın içinde yuvarlanıyoruz.
Buradan, bütün siyasetçilere, sivil toplum örgütlerine, sanatçılara, iş adamlarına, sosyal bilimcilere, psikologlara, vicdan sahibi insanlara sesleniyorum; Yavrularımıza kıymayalım , kıydırmayalım onlara sahip çıkalım. Hepimiz kafa kafaya verip, bu felakete son vermenin yollarını acilen arayalım. Çocuklarımız, gençlerimiz bizim ve ülkemizin geleceği, geleceğimizi göz göre göre mahvetmeyelim.
Artık herkesin kendisine düşen görevi yerine getirmesi için düşünme zamanı.
Yoksa mikrofona ‘’görevlileri görevden aldım, müfettiş yolladım,, söylemlerine artık hiçbirimiz inanmıyoruz. Bu çözüm olsaydı, olaylar peş peşe patlamazdı.
Milletçe, çocuklarımızı şiddetten, cinsel tacizden, okulsuzluktan, işsizlikten kurtarmanın yollarını acilen bulmamız lazım. Yavrularımızı, geleceğimizi, ülkemizi kurtaralım.
Can DÜNDAR’ın yazısından bir alıntı yaparak, bitirmek istiyorum; ‘’10 yılda 15 milyon işsiz yarattık her yaştan.
Kazara bir işi olsa da mesleği olmayan, yarın umudu taşımayan yılgın, umutsuz, çaresiz öfkeli bir kalabalık yetiştirdik.,,
Doğru söze ne demeli…     
   
 
 
15.02.2007
 
   
 
  Tasarım
  Programlama
©
 2006 Derince Ekspres