Esnaf için bir şans
 
 
KOCAELI
 
Bugün :
18.02.2007
 
Pınar Ecz.
Yarın :
19.02.2007
 
Sağlık Ecz.
 
 

   
fikretturedi@derinceekspres.com
  Fikret TÜREDİ
 
  ALLAH A DAVET  
 
     
Çağrıların en güzeli, en önemlisi elbette Yüce Allah’a yapılan davettir. Allah’a yapılan davet; O’na kul olmaya, O’nun dinine ve rızasına kavuşmaya yöneliktir. Fussilet Süresi, Ayet 33,34 ve 35’te şöyle buyuruyor:
“Allah’a çağıran, makbul ve güzel işler işleyen ve ben Müslümanlardanım diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim olabilir? İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen, kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. O zaman bir de bakarsın ki, seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi, candan ve sıcak bir dost oluvermiş! Ama bu güzel davranış, ancak sabredenlerin karıdır ve buna ancak erdemden yana nasibi bol olanlar kavuşturulur.”
Bu gerçekten hareketle Allah’ın dost ve ermiş evliyasından Hafız Osman Efendi, Allah Teala’nın en sevdiği şey nedir? Sorusuna; önce imandır, sonra Allah’ın kullarına hizmet etmektir. Bu hizmet de iki türlü olur: Biri onların dünya ile ilgili sıkıntılarını gidermektir ki, yüz sene nafile ibadetten daha sevaptır. Diğeri de ahiretleriyle ilgili olarak onlara dinlerini öğretmektir. Bunun sevabı yanında öncekinin sevabı, deniz yanında damla kalır, cevabını veriyor.
Kuran-ı Kerim’e göre hidayet(iman,İslam ve Kur’an), Allah’a aittir, Allah’tan gelmiştir. Hidayete erdirmek de yalnız Allah’a mahsustur. Yani insanlara hidayet etmek, sadece Allah’ın tekelindedir. K. Kerim’den öğrendiğimiz üzere, Hz. Nuh(a.s.) oğullarından birine, Hz. İbrahim(a.s.) babasına, Hz. Lut(a.s.) hanımına, Hz. Muhammed(s.a.s.) amcalarından hamisi Ebu Talib’e hidayet vermedi. Çünkü hidayet Allah’tandır. A. Kerime şöyledir:
“Allah, kime hidayet verirse, işte o, hidayeti(doğru yolu) bulmuştur. Kimi de saptırırsa artık onun için irşad edici bir dost bulamazsın.” Kehf:18/17
peygamberler ve ilahi kitaplar, hidayet yolunda birer önder, kılavuz ve rehber hükmündedirler. Çünkü yüce Allah, kendisine özgü hidayet yetkisini peygamberleri ve kitapları aracılığıyla kullanmıştır. Hidayete giden yolda Allah’a çağıranlara, bu en güzel davetçilere ise yine K. Kerim; Dai (çağıran), mübelliğ(tebliğci), Beşir(müjdeleyici), Nezir(uyarıcı) gibi isimler vermiştir. Çok ilgi çekicidir ki, Mehdi terim ve kavramı, K. Kerim’in hiçbir yerinden geçmez. Bu nedenle bazı İslam bilginlerine göre Mehdi inancı ve beklentisi, kaynağını Kur’an’dan almayan bir hayaldir. Ayrıca hidayet davetçilerinin, bu tebliğ görevini yaparken manevi azıktan başka, maddi bir amaç ve beklentileri de yoktur, olmamalıdır.
Allah’a davet, İslam Hukukuna(Fıkıh) göre Farz-ı Kifaye derecesinde bir görevdir; mutlaka yerine getirilmesi gereken bir Allah hakkıdır. Bu davete muhatap olan her insanın, bu çağrıya kulak vermesi ve uyması da İlahi bir sorumluluktur. Şöyle ki:
“Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde(Allah’ı) aciz bırakacak değildir.(Asla başına gelecek azabı engelleyemez) Allah’tan başka hiçbir koruyucu ve dostda bulamaz. Böyleleri besbelli bir sapkınlık içindedirler.” Ahkaf:46/32
Allah’a davet edenlerin başında peygamberler gelir. Peygamberler, Allah adına ve Allah’a çağırır:
“Ey iman edenler! Peygamber! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın eve Elçisi’nin çağrısına uyun ve bilin ki; Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer. Siz O’nun huzuruna toplanacaksınız.” Enfal:8/24
“Ey Peygamber! Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı ve Allah’ın izniyle Allah’a davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak gönderdik.” Ahzab:33/45,46
Peygamberlerden sonra Allah yolunun davetçileri evliyalar, mürşidler, alimler, imanlar, öğretmenler gibi şahsiyetler ve bütün mü’minlerdir.
Kur’an, Allah’a davet metodunun nasıl olması gerektiğini de açıklıyor: “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et(tartış)…” Nahl:16/125
Görüldüğü üzere aslında ve Mevlana hazretlerinin dediği gibi; “Yol pek yakın amma, yolcu pek tembel.”
 
 
15.02.2007
 
   
 
  Tasarım
  Programlama
©
 2006 Derince Ekspres